İğne Deliği’nden İstanbul Modern’e Uzanan Bir Öykü

Bugün size 10 yıldır süren bir fotoğraf hikâyesinden bahsedeceğim. Belki bazılarınızın bildiği bazılarınızın ise yeni öğreneceği ve tek kelimeyle ifade edilecek olursa “muhteşem”  bir hikâye…

Öyle çooook uzak bir ülkeden falan değil ülkemizden, Adana’mızdan, tamamı yaşanmış bir hikaye bu. Bir kısmından haberdar olduğum bu  hikayenin tamamından bugün, kahramanlarımızdan birinin anne ve babasının bana hediye ettikleri kitap sayesinde haberdar oldum.
Kitabı bana verirken o dönem yaşadıkları mutluluğu, coşkuyu, gururu halen gözlerinde görebiliyordum. Kahramanlarımız ise, 35 lise öğrencisi ve 1 fotoğraf sevdalısı edebiyat öğretmeni…
“Ne kadar az şey istemiştik aslında, başlarken: Sadece fotoğraf çekmek..” diye girmiş yazısına ve kendisi dahil (çünkü fotoğraf makinesi kırılmış), hiçbir öğrencisinin fotoğraf makinesi olmadan çıktıkları yolu “Adana’nın güney ucundaki son lise olan Adasokağı Lisesi’nde başladı bu öykü”  diyerek anlatmaya başlamış Nuri GÜRDİL kitabın içinde yer alan yazısında.  Peki bu yokluk onu durdurabilmiş mi?
Tabii ki hayır!..
Adasokağı Lisesi’nde başlayan ve ikisi ilköğretim altısı lise olmak üzere sekiz okuldan 35 öğrencinin katılımıyla iki yıl süren bir çalışma yürütmüşler. Çalışmaları esnasında Adana’nın değerli fotoğraf ustaları Mehmet BALTACI ve S.Haluk UYGUR bilgilerini paylaşarak destek olmuş kendilerine. İğne deliği (pinhole) tekniği ile teneke kutulardan kendi elleriyle yaptıkları fotoğraf makineleri  ile Adana’nın anıtsal yapılarını, kültürel mirasını fotoğraflamışlar. Nuri öğretmen bunu yaparken de bir taşla birkaç kuş vurmuş aslında. Öğrenciler bir yandan tarihi eserlere karşı bilinçlenirken aynı zamanda  kötü alışkanlıklardan uzak tutulmuş, sanat ve sanat çevresi ile tanışmalarını sağlamak amaçlanmış. Sadece fotoğraf çekmekle kalmamış, sergilere, oyunlara, kültür sanat festivali etkinliklerine gitmişler hep birlikte. Amaçlananın gerçekleştiğini ise kitabın içinde kendileri de o günden bugüne hayatlarında nelerin değiştiğini ve bu çalışmanın kendilerine ne gibi katkıları olduğunu anlatan öğrencilerin sözlerinden anlayabiliyoruz.  Örneğin, bugün bir müzisyen olan ve o dönem sadece dersten kaçmak adına bu projeye katıldığını anlatan İsa ULUÇAY şöyle yazmış;
“ Ailemi müzik okumama ikna etmek sandığım kadar kolay olmadı. İstemediğim halde bir dershaneye gidiyordum “geçerli bir bölüm” okumak adına… Bu da fazla sürmedi ve dershaneyi bıraktım. Aylar sonra dershanedeki hocaları ziyarete gittiğimde öğretmenlerim beni yoğun bir şekilde tebrik etti. Halbuki sınavda barajı bile geçememiştim, çok şaşkındım. İstanbul Modern’deki bizim sergimizi gezdiklerini ve bu projede onların da bir öğrencileri olmasından mutlu olduklarını anlattılar. Sınav ve baraj konusu açılmadı bile.. Bunu aileme anlatmam onların kuşku ve endişelerinin hafiflemesine yardımcı oldu. Benimle birlikte onlar da evriliyordu, öğreniyordu.

Evet, yanlış okumadınız… Adana’da başlayan bu proje 2 yıl sonra İstanbul Modern’e uzanıyor ve çekilen fotoğraflar orada sergileniyordu. Ayrıca beş öğrencinin fotoğrafı da müze arşivine giriyordu. Proje  2009’da AB Yenilik ve Yaratıcılık Yılı kapsamında en yaratıcı projelerden biri seçiliyor. Sonrasında Nuri GÜRDİL Anadolu’nun pek çok yerinde öğretmenlere İğne Deliği tekniğini anlatıyor. 2012 yılında mülteci çocuklarla İstanbul Yel değirmeni Toplum Merkezi’nde, 2014’te Maltepe Çocuk Tutukevi’nde hükümlü çocuklarla “içeride” çalışıp İğne Deliği Fotoğraf Sergisi açıyorlar.

Proje tam 10 yıl sonra doğduğu şehirde, yani Adana’da 5 Ocak-5 Subat 2016 tarihleri arasında Adana’lılarla buluşuyor. Hatta kitaptan öğrendiğim kadarıyla o dönem maddi imkansızlıkları nedeniyle İstanbul’daki sergiye gidemeyen bazı öğrenciler de Adana’da fotoğraflarının sergileniyor olmasından dolayı çok mutlu olmuşlar.

Peki bu yazıyı yazmama neden olan kitap ne diye merak ediyorsanız onu da hemen söyleyeyim;
“35 Genç Fotoğrafçıdan İğne Deliği (Pinhole) Fotoğrafları-İĞNE DELİĞİNDEN SIZAN IŞIK”

Kitabı Seyhan Belediyesi, Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde açılan sergi için hazırlamış. Bir fotoğraf sever olarak Seyhan Belediyesi’nin de kocaman bir teşekkürü hak ettiğini düşünüyor ve kendilerine çok teşekkür ediyorum. Umarım sanata ve sanatçıya bu tip destekler artarak sürer ülkemizde.

Tabii en büyük teşekkürü ise çok büyük emek harcandığı belli olan böyle bir projeye öncülük eden Nuri GÜRDİL hak ediyor.

Yazıyı bir de müjde ile bitireyim. Yine kitaptan öğrendiğim kadarıyla tüm bu öykü, senarist Fadim TÜRK KOCAŞ tarafından senaryo haline getirilmiş. Umarım en kısa zamanda  bu muhteşem başarı öyküsünü beyaz perde de izleyebiliriz.

akin-fayik-sayilgan

Akın Faik Sayılgan

akin-sayilgan

Akın Faik Sayılgan

alican-cicek

Alican Çiçek

caglar-karauzum

Çağlar Karaüzüm

ece-mezarci

Ece Mezarcı

ece-mezarci1

Ece Mezarcı

eren-eryol1

Eren Eryol

eren-eryol3

Eren Eryol

erkan-bag

Erkan Bağ

hasan-mugan

Hasan Mugan

hseyin-aslan

Hüseyin Aslan

pelin-ozdemir

Pelin Özdemir

ignedeligi1

ignedeligi2

ignedeligi3

Not:Fotoğraflar fotoritim arşivinden alınmıştır.  Yine o dönem sergi açılış duyurusunu yapan İSTANBUL MODERN’in kendi sitesinde proje hakkında yazılan yazıya da BURADAN ulaşabilirsiniz.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar