HAFTANIN PORTFOLYOSU: Sinan KILIÇ

fotografhaberleri: Öncelikle klasik bir soru ile başlayalım; Sinan Kılıç kimdir? Fotoğrafa ne zaman başlamıştır ve fotoğraf kendisi için ne ifade etmektedir?

Sinan Kılıç: Bir anlatım biçim olarak fotoğraf ile üniversite yıllarında tanışmıştım. Zorunlu ve gönüllüğün iç içe geçtiği bir dönemde, sosyalist basın içinde yer alan haftalık çıkan bir gazete için haber yapıyor, fotoğraf çekiyordum. O dönem bittikten sonra uzun bir süre fotoğraf çekmedim. Fotoğraf üretmediğim dönemde çok sistemli olmasa da fotoğraf üzerine okumalar yapıyordum, ülkede ve dünyada üretilen belgesel işleri takip ediyordum. Bu dönemde fotoğraf çekmeyi düşünmüyordum öyle bir hazırlığımda yoktu. Fotoğraf okumak ve bakmak yeterli geliyordu. Bu şekilde 2008 yılına gelmiştim. Zaman geçtikçe hayatın içinde devinirken geçtiğim sokaklarda, mekanlarda fotoğraf kareleri gözümün önünde şekillenmeye başlayınca bir noktadan sonra fotoğraf çekme isteği büyüdü ve böylece…

Fotoğraf benim için zamana tanıklık düşüncesi üzerinden anlam buluyor. Tanık olmak, anlamak, anlatmak…Bir bütün olarak düşünme pratiği aslında fotoğraf.

fotografhaberleri: Mahzen Photos ne zaman kuruldu? Nasıl bir araya geldiniz? Aranıza yeni arkadaşlar da katılabiliyor mu?

Sinan Kılıç: Haziran Direnişi ortaya çıkışımız konusunda bizi fazlasıyla cesaretlendirdi. O süreç içinde kolektif fikri zamanla ete kemiğe büründü.

Kolektif herkese açık ve gelişmeyi esas alıyoruz. Bizim olan ve sadece bize ait olması gereken bir yapı içinde değiliz. Zaten hiç böyle kurgulamamıştık. Aramıza katılacak arkadaş ile öncesinde bir paylaşımı ve dayanışmayı esas alıyoruz ve bir yol yürümek istiyoruz. Bu yol aslında her şeyi şekillendiriyor. Aramıza katılan “Cennet Kuşça” örneği tam olarak böyle bir süreç.

fotografhaberleri: Çalışmalarınızda birlikte hareket ettiğiniz başka grup, kurum ya da kolektif var mı?

Sinan Kılıç: İnsani bir duygu olarak ve ülke hayatındaki tüm olumsuzluklara karşı aynı zamanda bir zorunluluk olarak dayanışma kültürü bizim için önemli bir kavram. Bu noktada herkes bireysel olarak, yeri geldiğinde kolektif olarak Red Fotoğraf, İf Collective, Galata Fotoğrafhanesi, Moku, Nar, Koda…gibi oluşumlarla bazen üretim ve üretilen işlerin paylaşıma dönük,  bazen sadece zihinsel birliktelik kurarak dayanışma içinde yer alıyoruz, bunun gelişmesi içinde cebimizdekileri ortaya koyuyoruz.

fotografhaberleri: Dijital çağ öncesinde “tarihin akışını değiştiren fotoğraflar” söz konusuydu. Dijital çağ ile birlikte yaşamakta olduğumuz yoğun fotoğraf kirliliği içinde belgesel fotoğraf çalışmalarının, toplumsal farkındalık yaratmada hala eskisi kadar etkili olduğunu düşünüyor musunuz?

Sinan Kılıç: Eskisinden daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Esas olarak dijitali bir devrim olarak değerlendirmiyorum, eskiyi de kutsamıyorum. Ah biz eskiden karanlık odada…..diye başlayan cümleleri de çok anlamsız buluyorum. Meseleyi sadece üretim aracına indirgeyen bakış problemli bir bakış. Bu problemli durum günümüzde de var. Dslr fotoğraf, mobil fotoğraf, aynasız fotoğraf gibi araç üzerinden ifade ediş biçimleri fotoğraf piyasanın yarattığı yanılsamalı bir alan diye düşünüyorum. Herkes için geçerli olan şudur ki fotoğrafın içeriğine dair yeni ifade biçimleri geliştirmediğimiz noktada bir değişim bir çağdan bahsedemeyiz.

Esasen kirlilik çok fotoğrafın üretilmesi değil, aynılaşan fotoğrafların her yerde karşımıza çıkmasıdır. Çok fotoğraf var ama çok farklı anlatım biçimleri yok. Bu hem içeriğe dair hem de biçime dair bir sorundur. Herkes herkesin kopyası gibi. Hepimizin bunu değerlendirmesi ve kendisini aşması gerekir.

18 2

14
13
11

10 2
9

6

4 2
1 (7)
1 2
1
2 2
2
18
16
10

8

 

7

5

4

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir