Hayat Sanat İse, Yaşam Fotoğraftır

“Ben; fotoğrafçılıkla ilgili açıklama yapmaya çalışmıyorum. Dünyada olup-bitenlerle ilgili açıklama yapmak için fotoğrafı kullanıyorum.” (James Nachtwey)

 

Hayat dediğimiz, geçmişten yarına uzanan bir yolculuktur. Yaşamsa, -hayata nazaran- bir anlamda bugün. Yani şimdi, yani şu an, yani siz bu satırları okurkendir…

Fotoğraf; hayattan akıp giden yaşamdan bir kare olabilir. Bu düşünceden yola çıkarak, biliyoruz ki fotoğraf kültürel, sanatsal, bilimsel ve yaşamdan elde ettiğimiz birikimle, hayata bakışımızın saniyelerle ölçülebilecek bir hızda görüntüye çevrilme işlemidir. Bu duruma enstantane diyoruz. Gördüğümüz anda deklanşöre basma gibi algılansa da, “O” deklanşöre basma “anı” teknik ve kültürel birikimimizin uzun yıllara dayanan uğraşlarını kapsar. Bu durumu Yazar Tevfik Taş şöyle açıklar;
“…Fotoğraf gözle çekilir; gözün ardında oluşan birikimle, görgüyle, izanla çekilir. Makineye teknik değerlerin yanında bu değerleri yüklemeyen kimse fotoğrafı yükseltemez! …Fotoğrafa akıl, tarih ve diyalektik gözüyle bakmayan kimse, o bir tek kareyi yeryüzünün büyük fotoğrafı içine yerleştiremez. Bunun boş gözlerle boşluğa bakmaktan farkı yoktur. Boş bakış fotoğraf karşısında YOKSULDUR!.”

Henri Cartier Bresson (HCB) fotoğraf literatürüne “Çekim anı” kavramını yerleştirmiştir. Yani deklanşöre basma anı. Önemlidir çünkü 1 dakika önce veya sonra deklanşöre basmak. O bir dakika fotoğrafın yüklendiği ya da yükleneceği büyük anlamı (içeriği) değiştirme gücüne sahiptir. Biraz önce veya sonra çektiğimiz fotoğrafı sıradan olmaktan kurtaracak olan “o an” deklanşöre basmaktır. Akıp giden yaşamdan bir kare çekmek bu anlamda hem kolay, hem de zordur.

Demek ki işimiz çok kolay; çünkü yaşam durmuyor ve sürüyor konu ve içerik sürekli kendini yeniliyor. Zor, çünkü “o anı” yakalamak bu içeriği fotoğraf karesine taşımak emek, bilgi ve birikim gerektiriyor. Peki yaşamdan fotoğraflar nedir? Bize yaşamdan değen, bizim yaşama değdiğimiz, tanık olduğumuz her andır. Bir annenin bebeğiyle ilişkisinden tutun, evde, iş yerinde, sokakta, okulda, fabrikada, tarlada, eylemde, piknikte, gezide, mitingde, stüdyoda … Bu duruma “görmek” diyoruz. Yani herkesin baktığından görülecek kareler çıkarmak…

İşte fotoğraf bu kare olacaktır. Almanya’da tanıştığım fotoğraf tutkunu bir arkadaşım sabah işe giderken gece yatana kadar fotoğraf makinesiyle özdeşleşmiş bir şekilde yaşıyor. İşe giderken, dönerken, fotoğraf çekiyor. Yalnızca etkilendiği anları fotoğrafa taşıyor. Gelelim fotoğraf tarihinden örneklere; Örnek verebileceğim önemli yaşam fotoğrafçılarından bazıları. İnternetten incelemenizi öneririm…
– Jacop Riis
– Lewis Hine
– HCB-Henri Cartier Bresson –
– Robert Doısneau
– James Nachtwey
– Yousuf Karsh
– Ara Güler
– Fikret Otyam

Şimdi şu soruyu sorun; “BEN NEYİN FOTOĞRAFINI, NASIL ÇEKMELİYİM?”

Bu yazı daha önce evrensel.net’te yayınlanmıştır.

Yazar Hakkında

Özcan Yaman

Özcan Yaman – Fotoğrafçı/Yazar/Gazeteci 1962 Bafra/Samsun doğumlu. 1988 MSÜ-GSF Fotoğraf Ana Sanat Dalı mezunu. İstanbul’da yaşıyor. 2008 yılına kadar Reklam fotoğrafçılığı yaptı. Yeditepe Üniversitesi GSF. Grafik bölümünde Öğretim görevlisi olarak Fotoğraf dersleri vermekte. Evrensel Gazetesinde “ Kadraj “ köşesinde fotoğraf, sanat ve siyaset ilişkileri üzerine yazıları yayınlanmakta. Evrensel Kültür Dergisi, İfsak ve Kontrast dergilerinde yazmakta, fotoğrafları yayınlanmakta. Kişisel / Karma sergilere katılmakta ve fotoğraf organizasyonları yapmakta. Redfotoğraf grubu’nun kurucusu ve çalışanı. Karşı Sanat çalışmalarında yer almaktadır. Demokratik Kitle Örgütleri içinde toplumsal muhalefette sanat faaliyetlerini sürdürmekte. Fotoğraf Eğitmeni olarak Atölye çalışmaları yapmaktadır.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir