Yarışma Fotoğrafçılığı

Ülkemizde fotoğrafta isminizi duyurma yollarından belki de en önemlisi ve hızlısı yarışmalardan dereceler almaktır. Fotoğraf yarışmaları hem yarışmayı yapan, hem de kazananlar için bir gelir kapısı olmaya başladı. Tabi paranın bulaştığı her yer gibi burada da rant oluşması sanatı geri plana itip vahşi bir alana bıraktı.

İlk yarışma başarımı 2010 yılında Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında çektiğim bir kareden kazandım. İlk defa fotoğraftan ufak da olsa bir para kazanmanın yanında, fotoğrafımın Taksim Metro İstasyonu’nda sergilenmesi beni son derece mutlu etmişti. Bu yönden bakıldığında amatör bir fotoğrafçı için yarışmaların oldukça teşvik edici olduğunu söyleyebilirim.

Taksim Metro İstasyonu

İlk sergileme, ilk heyecan.

Buradan aldığım başarı beni başka yarışmalara da katılmaya itti. Önce ücretsiz ulusal yarışmalar, sonra katılımın paralı olduğu uluslararası yarışmalar ile başladığım yarışma serüveninde EFIAP olacak puana ulaştıktan sonra artık kendimi yavaş yavaş emekliliğe ayırıyorum diyebilirim.

Yarışmalara girmeye ilk başladığım zamanlarda hedefim herhangi bir pare almak değildi. Asıl derdim sokak fotoğraflarımı jüriye göstermek ve başarısını görmekti. Böylece yavaş yavaş başarılar da gelmeye başladıkça fotoğraf çevremde daha önce bana burun kıvıranlar bile ciddiye almaya başladı. Kendimi bu sanat dalında ufak da olsa bir adım ilerlettikten sonra artık fotoğraf yarışmaları bana pek de bir katkı sağlamaz oldu.

Manevi yönü böyle iken maddi yönüne bakacak olursak özellikle ulusal yarışmalar oldukça iyi bir gelir kapısı olmuş durumda. Kimseyi kınadığım düşünülmesin, fotoğraftan para kazanmak, bunun için belediyelerin düzenlediği yarışmalara katılmak son derece normal şeyler. Bunun için zamanını, parasını ve emeğini harcayan onlarca fotoğrafçı arkadaşımız var ve onların önünde saygıyla eğiliyorum.

Normalde sanat fotoğrafı çeken kişinin, galeriler ile anlaşıp, koleksiyonerlere fotoğraf satıp geçimini bu şekilde sağlaması gerekir. Ancak ülkemizde ne böyle bir trend ne de fotoğrafa para harcayacak bilgi ve zevke sahip zenginler sınıfı olmadığından bunu başarmak olası değil.

Bu yüzden ulusal fotoğraf yarışmaları fotoğrafçının kalitesi ile orantılı olarak ona geçim kaynağı olabiliyor. Böylece belediye bölgenin tanıtımı için binlerce fotoğrafı koleksiyonuna katarken bunu kendisine göre son derece ucuza mal ediyor. Dereceye giren üç beş kişi de aldıkları paralar ilekendilerine ek bir gelir kaynağı yaratmaya çalışıyorlar. Böylece alan memnun satan memnun gibi bir durum da ortaya çıkıyor.

Ancak para kazananlar dışında kalan yüzlerce insan jüriye laf etmeye başlayınca asıl anormal durum ortaya çıkıyor. Jüri üyelerinin yetersizliğinden, seçilen fotoğrafların kalitesizliğine sonuçların açıklanmasından itibaren bir yaygara kopmaya başlıyor.

Ben de zaman zaman jüri üyesi olduğum için bu durumda biraz empati kuruyorum. Bizim yaptığımız jürilikte de bana attığı mesajla zaten belli isimleri seçeceğimiz için yarışmaya girmediğini söyleyenler, jürisi olduğum yarışmadan boş döndü diye bana saldıranlar, hatta kazandığım yarışmaları da jüriye bağlayanlar oldu. Düşman yaratmayı çok seven bir toplum olduğumuzdan artık böyle şeyleri normal karşılıyorum.
Ancak yarışmayı bir araç olarak değil de bir amaç olarak görmeye başladığınız zaman başarısızlıkla beraber böyle saldırılar yapmanız da kaçınılmaz oluyor. Öncelikle yarışmalar ile eğlenmenize bakın, bu kadar sinirlenecek bir şey yok. Eğer her yarışmadan boş dönüyorsanız hatayı başkasında aramak yerine bir oturup düşünün. Kendinize, ne çektiğinize, neyi yanlış yaptığınıza kafa patlatın.

Facebook yorumlarında arkadaşlarınız fotoğraflarınızı çok seviyor olabilir. Ancak bu demek değildir ki siz fotoğrafçı oldunuz. Bir adım ileri gitmek için genelde sanat eğitimi almış insanların çoğunlukta olduğu jürilerin kararlarına da saygı gösterip, kendinizi geliştirmeye çalışmanız gerekir. Tabii ki bazı yarışmalarda yanlışlar oluyor olabilir. Hangi işimiz düzgün ki fotoğraf yarışmalarımız tertemiz olsun. İlla ki yanlışlar vardır ve olacaktır. Ama bu sizin isyan edip herkesi karalamaya başlamanızı haklı çıkarmaz. Kendinizi geliştirip iyi fotoğraf çekmeye başladıktan sonra hiç bir jüri ya da kurum sizin önünüzde duramayacaktır.

Dediğim gibi yarışmalar bizler için bir amaç değil. Portfolyomuzu değerlendirmek, jürilere sunmak için bir araç sadece. Yenilgilerden de dersler çıkarıp yolunuza devam etmeniz gerekir. Aksi taktirde Facebook arkadaşlarınız ile kendi yarattığınız sanal dünyanızda ego tatmininize devam edersiniz.

Yazar Hakkında

Masis Üşenmez

1979 yılında İstanbul’da doğdu. Lisans öğrenimini 2000 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi'nde İktisat bölümünde tamamladı. 2001 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İşletme Master'ı yaptı. 2013 yılında Anadolu Üniversitesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık önlisans bölümünü bitirdi. Filmli makineler ile çocuk yaşta tanıştı. Dijital fotoğrafa ilgisi 2008'de başladı. O dönemden bugüne, Türkiye başta olmak üzere birçok ülkeyi gezdi ve fotoğrafladı. Sokak ve gezi fotoğrafları çekmektedir. Çeşitli fotoğrafları ulusal ve uluslararası yarışmalarda 260'den fazla sergileme, çeşitli dereceler ve madalyalar aldı. Yurt içinde ANAFOD, FOTOGEN, Sille Sanat Sarayı, Yurt dışında ise UPI ve PSA fotoğraf derneklerine üyedir. AFIAP ve UPI CROWN 2 ünvanlarına sahiptir. Kişisel blogu fotografciningalaksirehberi.blogspot.com 'da fotoğraf yazıları ve 2005'den beri Öteki Sinema'da sinema eleştirileri yazmaktadır.

Benzer yazılar

2 Yorum

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir