Fotoğraf Makinesi Mi Almalısınız Olta Takımı Mı?

Bugün fotoğrafa yeni başlamayı düşünenler için bir anımı paylaşacağım. Okuduktan sonra fotoğrafa mı başlarsınız yoksa gider bir olta takımı mı alırsınız karar sizin.

Bundan birkaç yıl önceydi. Hafta sonları kalabalık bir şekilde yaptığımız fotoğraf gezilerinden birine daha başlamak üzereydik. Buluşma noktamız olan Sirkeci Garı önünde beklerken tanıdıklarla selamlaşıyor, grubumuzun gezilerine yeni katılan yüzlere de en azından bir merhaba diyor, kendimizi tanıtıyor ve biraz da sohbet ederek yabancılık çekmemelerini sağlamaya çalışıyorduk. Bu esnada daha önceki gezilerimizin son bir kaçında karşılaştığım, uzaktan selamlaşsak da, sohbet etme şansımın olmadığı bir beyefendi ile konuşmaya başladık. Sözün gelişi “beyefendi” demedim. Duruşu ile, sakin ses tonu ve konuşması ile, kendisinden yaşça küçük olmama karşın  gayet saygı dolu bir şekilde konuşması ile tam bir beyefendiden bahsediyorum.

Konuşmamız sırasında elindeki fotoğraf makinesinin o sıralarda sahalarda yeni yeni görmeye başladığımız Nikon D800 olduğunu fark ettim. Ben de uzun yıllar sadece 18-105 kit lensi ile kullandığım Nikon D90’ımı satmış, güç bela ucuzundan bir full frame olan Nikon D600 sahibi olmuştum. D800 özenerek baktığım ama alması benim için “hayal” olan bir makineydi. Hem konu konuyu açar hem de D800 kullanıcısı birinden özellikleri hakkında daha net bilgi alırım düşüncesi ile “makineden memnun musunuz?” diye sordum. Aldığım cevap yaklaşık olarak şu şekilde oldu;
– Bilmem!.. Daha yeni aldım. Zaten ben de fotoğrafa yeni başladım. Bana almışken iyi bir makine al dediler, ben de bunu aldım.
Benim o andaki duygu ve düşüncelerim ise şu şekilde oluştu;
– ?????…!!!!…???…!!!!!!!!!!!…

Tabi ağzımdan dökülen sözcükler ise biraz farklıydı;

-Öyle mi? Hayırlı olsun o zaman!.. Ben de Nikon kullanıyorum. Özellik olarak birbirine yakındır. Takıldığınız bir konu olursa elimden geldiğince yardımcı olurum, deyip diğerlerine doğru yöneldim.

Gezi başladıktan bir zaman sonra bu beyefendi makinesiyle ilgili teknik bir konuda bir şeyler sormak üzere yanıma geldi. Sorusunu cevapladıktan sonra, “Hocam, daha iyi fotoğraflar çekmek için ne yapmalıyız?” mealinde bir soru sordu. Sonrasında konuşmamız şu minval üzere devam etti;

– Öncelikle, makinenizi ve lenslerinizi çok iyi tanıyın. Bol bol fotoğraf çekin. Çektiğinizden çok çok daha fazla ustaların fotoğraflarına bakın. Ansel Adams ilk 10.000 fotoğraf için”çöp”der. Bunu unutmayın. Gördüğünüz iyi fotoğraflar moralinizi bozmasın, aksine sizi motive etsin… Ve tabii ki en önemlisi de bol bol kitap okuyun.

–  İlk olarak hangi kitapları önerirsiniz?

–  Ben ilk olarak Profesör Sabit Kalfagil’in KOMPOZİSYON kitabını öneriyorum fotoğrafa yeni başlayan arkadaşlara… Sonrasında da…, deyip başka kitap isimleri sıralayacaktım ki… ;

– Hocam ben o kitabı okudum ama pek anlamadım, dediğini duydum beyefendinin.

– !!!!!???

İşte bende filmin koptuğu yer bu son cümle oldu. Beni tanıyanlar bilir. Bildiklerimi paylaşmayı, bilebildiğim kadarıyla öğretmeyi seven ve bunu da hiç üşenmeden sabırla gerçekleştiren biriyimdir. Gündelik hayatımda da zaten genellikle sakin, sabırlı bir insanımdır. Fakat birilerinin yanlış yönlendirmesiyle, ben dahil pek çok insan için almayı dahi düşünemeyeceği, oldukça yüksek bir fiyata satılan bir fotoğraf makinesine sahip olan birisi, oldukça anlaşılır bir dille yazılan, çok fazla teknik ayrıntıya boğmadan konuları akıcı bir dille anlatan ve “iyi fotoğraf”ın olmazsa olmazı olan kompozisyon konusunu bu kitapla anlayamıyorsa fotoğrafta bir adım dahi ilerlemesi mümkün değildi. Hiç yapmadığım bir şeyi yaptım ve bugün dahi nasıl söylediğime şaşırdığım şu cümle döküldü dudaklarımdan;

– Kusura bakmayın ama, eğer siz o kitabı anlamadığınızı söylüyorsanız, yol yakınken o makineyi satıp kendinize iyi bir olta takımı alın. Hiç olmazsa akşam eve balıkla dönersiniz.

Beyefendi kısa bir şaşkınlık yaşasa da kendini hemen toparlayarak ve yine beyefendiliğini bozmadan “Hakılsınız hocam. Ben en iyisi o kitabı bir kez daha dikkatli bir şekilde okuyayım” dedi.

Sonra ne mi oldu?!.. Aradan bir kaç ay geçti. Yine bir fotoğraf gezisi sırasında beyefendiyle karşılaştık. Kendisini gördüğüme sevinmiştim. Demek ki kitabı okumuş ve fotoğrafa devam kararı almıştı. Yanına giderek konuşmaya başladım;

–  Merhabaaaa!… Nasılsınız?… Fotoğraf makinenize alışabildiniz mi?

–  Alıştım sayılır hocam… da ben bu makineyi değiştirmeyi düşünüyorum.

–  Niye ki?!..
–  Nikon D810 çıkmış. O daha iyi fotoğraf çekiyormuş. Ben de ondan alacağım.
–  !!!!!!!!!!!!!….

Sonrasında ise o beyefendiyi başka gezilerde de gördüm. Hala fotoğraf gezilerine katılmaya devam ediyordu. Umarım istediği D810’u almıştır ve  umarım “daha iyi fotoğraf” çekiyordur.

Şimdi siz, fotoğrafa yeni başlamayı düşünen dostum!..
Kararınızı verdiniz mi?
Fotoğraf makinesi mi alacaksınız yoksa olta takımı mı?

 

 

 

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Geri İzleme: Photoshop a Karşıyım, Photoshop a Karşı Olana da Karşıyım… | | Fotoğraf Haberleri

Bu yazı yorumlara kapalıdır.