RÖPORTAJ: Sultan Güner ile FOTOGEN 30.YIL Sergisi ve “Sansür” Üzerine

FOTOGEN  Fotoğraf Sanatı Derneği’nin Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi’nde düzenlediği  FOTOGEN 30. YIL Sergisi  20 Kasım 2015 tarihinde kapılarını ziyaretçilerine açtı.

Sergi alanı ve katılımcıları itibari ile hayli önem taşıyan sergi, açılışından hemen sonra sosyal medyada gündem oldu.

Sosyal medyada gündem  olmasının sebebi sergi katılımcılarından Fotoğrafçı Sultan Güner’in dört fotoğrafının sergi alanından kaldırılmış olmasıydı ve bu gelişmeden sonra ziyaretçi olarak sergi sırasında görüştüğümüz Sultan Güner ile bir röportaj yapma kararı aldık.

Öncelikle “Sultan Güner kimdir?” diyerek başlayalım.

1992 yılından bu yana fotoğraf çeken bir mali müşavirim. Emekli olduktan sonra, 2013 yılında Namık Kemal Üniversitesi  Şarköy MYO Şarap Teknolojisi bölümünü bitirdim. Halen Anadolu Üniversitesi  Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü öğrencisiyim.

Fotoğrafa ilginiz ne zaman başladı?

İlk eğitimimi 1992’de Zenit marka makine ile  Emek Kültür Merkezi’nde Süha Derbent’ten aldım. Zenit ile uzun süre fotoğraf çektikten sonra 1994 yılında kızımın doğumundan sonra onun yaşamını belgelemeye ve gezdiğim gördüğüm yerleri arkadaşlarıma izletmek amaçlı fotoğraf çekmeye devam ettim. Fakat iş yoğunluğu sebebi ile fotoğrafa gerekli vakti ayıramadım. Küçük cep boyutunda Sony  ile işyerinde de çekiyordum.Bu merakımı bilen iş arkadaşlarım  2007 yılında aldığı emeklilik hediyesi  DSLR  makine ile birlikte fotoğrafa daha da fazla yoğunlaştım.  Bir süredir de Uluslararası Basın Kartı sahibiyim.

Fotoğrafçılar kendilerini tanımlarken ‘’sokak, makro, manzara, belgesel…’’ fotoğrafçısı olarak tanımlar. Siz kendinizi nereye ait hissediyorsunuz?

Ben kendime belgesel ve eylem fotoğrafçısı  tanımını daha uygun buluyorum. Uzun yıllardır toplumsal olayları takip edip fotoğraflamaya ve belgelemeye çalışıyorum. Fotoğraf;  ‘’görülmeyeni görmek, gösterilmeyeni göstermek ve belgelemek’’ olarak anlam kazandı bende. Bir süre sonra yok olacak mekanlar vs. ilerleyen zamanlarda dönülüp bakılması gereken yerleri çekmeye çalışıyorum.

Son zamanlarda içinde bulunduğunuz ve katkı sağladığınız projeler neler?

Son üç ayımız proje ve sergi anlamında çok yoğun geçti.  Eutsi-Direniş sergimiz vardı, sonrasında Belgesel Fotoğraf Günleri’nde bir çalışmam ile yer aldım. FOTOGEN 30. Yıl. sergisi katılımcılarından’’d’’ım’’.  İfsak’ın Çocuk Hakları Haftası ve Kadın Hakları Günü kapsamında hazırladığı projeler içinde yer aldım. Hala devam eden Göç ve Göçmenlik ve İnsan Hakları bir de Pera adlı değişen tarihi mekanlarımızın fotoğraflaması projeleri için fotoğraf üretiyorum.

2013’ten beri içinde olduğum RED Fotograf grubu ile kolektif çalışmasını duyurduğumuz ‘’Bellek 1010201510:04 UNUTMA! Sergisi” çalışmalarımız var, birkaç aydır sürdürdüğümüz ‘İçeriden dışarıya-dışarıdan içeriye Fotograf Köprüsü’ projesinde hapishanede olan mahpuslarla fotoğraf ile sergi hazırlığımız devam etmekte.

Katılımcılarından’’d’’ım dediğiniz ve sosyal medyada gündem olan ve bir çok fotoğrafçının ve fotoğraf sanatçısının tepki gösterdiği sansür olayı nedir? Bu sergiye katılma kararını nasıl verdiniz?

2011 yılında derneğin düzenlediği Sami Güner Kupası’na katıldım birinci ve ikinci turları geçtikten sonra nasıl üye olunduğunu sormuştum, kupanın son turuna çalışmamı vermemin ardından dernek yöneticilerinden birinin daveti ile derneğe üye oldum.

Serginin ve 30. YIL  albümün duyurusu yanlış hatırlamıyorsam 6 ay önce yapıldı. Sergi için sekiz fotoğraf belirlememiz ve verilen ölçülerde baskısını yaptırıp hazır halde teslim etmemiz gerektiği ve albüm masrafları için gereken ödemeyi yaparak fotoğrafları sergi salonuna götürüp asmamız istendi.

Seçkisini yapacağınız fotoğraflarda başka bir ön şart bildirildi mi veya sergide yer alacak fotoğraflar konusunda ayrıca bir değerlendirme yapılacağı bildirildi mi?

Hayır. Ebat ölçüleri dışında ve  30. Yıl sergisine yaraşır ödül almış veya en etkileyici fotoğraflarımızdan olması dışında bir ön şart bildirilmedi ve herhangi bir değerlendirme yapılacağı ile ilgili de bir bilgi söz konusu değildi.

Sergi için belirlediğiniz ve sansürlenen fotoğraflarınızdan bahseder misiniz?

Bahsettiğim duyuru üzerine dört adet günlük yaşamda ve dört adet toplumsal olaylarda çektiğim fotoğrafların arasından seçim yaptım.

Bir istisna haricinde fotoğraflarımı 1 ay kadar önce derneğe yolladım. Bahsettiğim istisna da şöyledir: Ankara Katliamı sırasında çektiğim fotoğraflardan birini sonradan sergi ve albüme eklemek istediğimi bildirdim ve anlayışla karşılayıp olabilir dediler. Ankara Katliamı’ndan seçtiğim ilk fotoğraf ters ışık olarak patlama sonrasından bir fotoğraftı, bunun çok belirgin bir fotoğraf olmadığı söylendi ve ikinci seçtiğim patlama sonrası fotoğrafında etik olarak yayınlanamayacağı sonucuna vardık ve patlama öncesi gar önünde toplanmış insanların fotoğraflarından birini tercih ettik.

Ankara’da yaşanan patlamada orada mıydınız?

Evet, beş fotoğrafçı arkadaşım ile birlikte Katliamın yaşandığı alanda fotoğraf çekiyorduk. Bu fotoğrafı seçmemin sebebi de orada yitirdiğimiz canların anısını sıcak tutmak ve ülkenin gelmiş geçmiş en büyük katliamlarından birini herkesin tekrar hatırlamasını sağlamaktı. Sansürlenen fotoğraflarımdan biri oldu bu fotoğraf.

5

 

Sansürlenen ikinci fotoğrafım ise Gezi Direniş’i sırasında Taksim Meydanı’nda duvarlara yapılan grafitilerden biriydi.

Gezi Direnişi’ni de fotoğrafladınız sanırım?

Evet sürecin en başından beri, kurulan ilk direniş çadırından itibaren oradaydım. Hatta 31 Mayıs 2013 sabahı yapılan müdahale sırasında gazdan kaçarken bacağımı ve fotoğraf makinemi kırdım. Fakat bir gün sonra seke seke bacağımın o hali ile küçük makinem ile Gezi Parkı’na geri döndüm. Taksim Meydanı’nın o günlerdeki görüntülerini kaydettim.

6

 

Sansürlenen üçüncü fotoğrafım ise daha enteresan. Enteresan diyorum çünkü fotoğrafta illüzyon gösterisine gülüp alkışlayan mülteci çocuklar var.  Daha sonra fotoğrafın altında Suruç Kobane Çadır Kenti yazıyor olmasından dolayı rahatsız olunduğu söylendi, güldüm. Gülmek demişken bana gelen eleştirilerden biride sansürlenmiş ve boş kalmış duvarın önünde gülerken çekilmiş bir fotoğrafımı görmüşler ve bunun adını da çelişki koymuşlar. Ben gülmeyi severim, hele bu tip durumlarda daha çok gülerim.(Gülmeyi bir hayat felsefesi olarak alıyorum ve bende en çok anlam kazanan en çok sevdiğim La vita è bella’ un bir film karesi olan ölüme gittiğini bildiği halde ‘çocuğuna son kez gülerek bakıp’ duvarın köşesine geçince öldürülen oyuncu Roberto Benigni’nin sahnesiydi, hiç unutamadım.)

7

Sansürlenen son fotoğrafım ise Gezi Direnişi sırasında başından gaz kapsülü ile vurulup 269 gün komada kaldıktan sonra ölen Berkin Elvan’ın cenaze töreninden bir fotoğraftı. 15 yaşında 16 kg ölmüş bir çocuğun tabutunu fotoğrafta bile görmeye tahammül edilememesi, milyonlarca kalbi acıyan insan caddelere sığmamıştı o gün.

8

 

Seçtiğiniz ve derneğe yolladığınız diğer fotoğraflarınız ne oldu?

O fotoğraflar ile ilgili bir sansür veya ‘’rica’’ uygulanmadı. En başında da söylediğim gibi günlük yaşamdan karelerdi.

Gerçi içlerinde tek çerçeve içinde iki fotoğrafım var Küba’da çekmiştim devrim kutlamaları sırasında ama ona sansür olmadı. Sadece Türkiye’de 2013 ve 2015 yılları arasında çekilenlere uygulandı.

sansürlenmeyen fotolar

 

 

Sansür haberini ne zaman aldınız, kim tarafından bildirildi?

Fotoğraf baskılarını yaptırdıktan sonra 18 Kasım Günü fotoğrafların asılması aşamasında sergi alanında olmamız istendi. Gittik bir çok arkadaşımız ile birlikte keyifli bir şekilde fotoğraf asma işimizi hallettik. Hatta herkesten önce sergideki diğer fotoğrafları da görme şansım oldu böylece. Kendi tarzıma yakın fotoğraflarda görünce daha da keyif aldım sergiden.

Sergide sizin tarzınızda çalışmalar var mıydı?

Asılmış olan fotoğrafların içinde Gazze fotoğraflarını fark ettim. O fotoğraflar da direnişi anlattığı için bir süre inceledim. Diğer fotoğraflarda çok etkileyici fotoğraflardı elbette.

Sansürün bildirilmesi kısmı ise şöyle gelişti.

19 Kasım sabahı dernek yöneticisi telefonla arayarak salon çalışanlarının fotoğrafları incelediğini dört fotoğrafımın sakıncalı bularak kaldırılması yönünde ricada bulunduklarını iletti.

Çalışanların kim ve hangi yetkide oldukları konusunda bir bilgi verildi mi?

Hayır verilmedi.

Olayın ardından size herhangi bir yazılı açıklama veya bilgilendirme yapıldı mı?

Hayır yapılmadı. Bütün bilgilendirme ve görüşmeler telefon üzerinden yapıldı.

Tüm bu yaşananlardan sonra ne karar aldınız?

Ben daha önceden böyle bir olay yaşamadığım için bir süre şaşkınlığını yaşadım. İlk şaşkınlığın ardından böyle bir hadiseyle karşılaşmış olması muhtemel fotoğrafçı arkadaşlarımı aradım. Onlardan da çeşitli öneriler aldım.

Bana telefon konuşmasında fotoğrafları kaldırmamamız durumunda sergi salonu çalışanlarının sürgün edilebileceği ve kötü sonuçlar yaşanacağı konusunda telkinlerde bulunuldu. Emek ve yaşam üzerinden devam eden bu telkinlerin ardından dernek yöneticilerinin ‘’Bizim de yapacak bir şeyimiz yok acilen karar vermeliyiz’’ beyanlarının üzerine fotoğrafların kaldırılmasını onayladım. Bu arada diğer sergi katılımcılarının da yaşananları bilmeye hakları olduğunu düşünerek, açılış öncesinin akşamı tamamının kayıtlı bulunduğu mail grubuna yaşananları anlatan bir mail yolladım.

Akabinde katılımcılardan bir kısmı mail grubu üzerinden yapılan yazışmalarda durumun kabul edilemez olduğunu ortak bir tepki geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Dernek yönetimi de bu yazışmalarda olayı doğruladı ve üzgün olduklarını belirtti. Sergi açılışının ardından düzenlenecek yemek sırasında konunun tartışılacağını ve açıklamanın da burada yapılacağını belirttiler.

Herhangi bir protesto kararı alınmadı mı?

Hayır. Zaten resmi olarak duyurulmadığı için benim grup mailine yazdığım yazıdan sonra haberi oldu bir çok katılımcının. Katılımcılardan birçok protesto önerisi geldi. Sergiyi iptal edelim önerisi de bunlara dahildir.

Yazışmalarda tepkilerin artması üzerine dernek yönetimi ‘’duvarın boş kalmasının bile başlı başına bir protesto’’ olacağını ve tepki çekeceğini belirtip bu tartışmanın sanal ortamda (katılımcı mail grubunda ) kapanması gerektiğini yazdı.

Fotoğraflarınızın sansürlendiği sergi açılışına gitme kararını nasıl aldınız?

Her şeye rağmen oraya giderek sansürden dolayı boş kalmış duvarımın önünde beklemem gerektiğini düşündüm, bir karanfil alarak yitirdiğimiz canlar anısına boş duvara asmak kararı aldım. Yolda yürürken hem dernek yönetiminin hem de diğer katılımcıların (en azından bir kısmının) bir tepki ve protesto geliştireceklerini düşünüyordum. Ama salona vardığımda yalnız olduğumu hissettim.

Açılış sırasında nasıl tepkiler ile karşılaştınız?

Sansürlenen fotoğraflarımın asılacağı duvarın boş olmasını beklerken içeri girdiğimde benim fotoğraflarıma ait alanın tamamının diğer dört fotoğrafım ile kapatıldığını gördüm. Bu noktada sergiyi gezen hiç kimse o alanın sansürlenmiş fotoğrafların alanı olduğunu anlamayacaktı. Bu sırada dernek başkanı yanıma gelerek çok üzgün olduğunu ne yapsam haklı olduğumu söyledi. Bu arada boş olacak sözü verilen duvarı kendim boşalttım ve boş kalan duvara karanfil astım.

DSC02217

Ziyaretçilerden bir kısmı karanfilin neden orada durduğunu sordu ve ben de anlattım. Bazı ziyaretçiler albümdeki sansüre uğramış fotoğrafları bularak imzalamamı istediler.

DSC02296

Dernek yönetimi ve diğer katılımcılardan bir destek gelmedi mi?

Daha önceki mail yazışmalarında tepki gösterenlerin haricinde pek kimse geçmiş olsun dileğinde dahi bulunmadı.

Açılıştan sonra organize edilen bir yemekten ve bu tartışmanın burada yürütüleceğinden bahsetmiştiniz. Yemekte ne gibi tartışmalar yapıldı sansür ile ilgili?

Bilmiyorum. Daha önceden duyurusu yapılan ücretli bir organizasyondu ve maddi sebeplerden katılamadım.

Sansür tartışmasının yapılacağı yemek organizasyonuna katılmadınız mı?

Belirttiğim sebeplerden katılmadım. Sergi sonrasında karar vereceğimi bildirmiştim moral bozukluğu üzerine yemek yenecek bir durum görmediğimden gitmedim. Yemekte benim dışımda nasılsa konuşup tepki gösteren arkadaşlar ortak bir karar alabileceklerini düşündüm. Çekilen 30. Yıl hatıra fotoğrafına davet ettiler, katıldım. O fotoğrafta bulunmamı da sansürü ve dernek tarafından aslında alınmamış olan kararları onayladığıma yoranlar oldu. Buna da güldüm, yine rahatsız oldular.

Takip eden günlerde galeri ile veya dernek ile görüştünüz mü?

Hayır. Galeri yönetimini ve çalışanlarını tanımıyorum. Sanırım onlar da beni tanımak istemediler. Dernek ve üyeleri ile mail grubu üzerinde yapılan yazışmalarla bir iletişimim var sadece.

Bu konu sosyal medya üzerinden hayli tartışılan bir konu haline geldi. Bu süreç nasıl gelişti?

Özel bir çabam olmadı. Ben sadece bahsi geçen dört fotoğrafımı instagram ve facebook üzerinden ‘’sansürlenen fotoğraflarım bunlardır’’ ibaresi ile paylaştım. Sonrasında fotoğrafçı arkadaşlarım bu fotoğrafları ve sansür hakkındaki görüşlerini paylaşmaya başladılar ve gittikçe de arttı bu paylaşımlar.

Kalan fotoğraflarınızı ikinci gün galeriden almanız noktasında ve bunu neden ilk gün yapmadığınız konusunda eleştiriler var. Neler düşündünüz bu aşamada?

Sonuç olarak koskoca bir derneğin 30.Yıl etkinliklerinden bahsediyoruz ve benim dışımda tanıdığım tanımadığım birçok katılımcısı ve emeği olan insanlar var bu organizasyonun içinde. Ben dernek olarak ve topluluk olarak hareket edeceğimizi düşünüyordum ama öyle olmadı. Dediğim gibi olayların tamamından haberi olduğu halde yanımdan geçerken selam vermeyen insanlar oldu o akşam. Siyah kurdele takma fikri vardı, fotoğrafların tamamının duvarlardan indirilmesi, siyah branda çekilmesi gibi değişik protesto fikri vardı ama hiç biri uygulanmadı ve olay önemsenmedi. Hatta yanımda alıp götürdüğüm karanfili ve arkadaşlarımın bıraktığı karanfiller sıradan ‘’sergiye gönderilmiş çiçek’’ gibi algılandı ve sansürle ilgili bir dönüş olmadı. Benim zarif karanfil eylemimin anlamlı olduğu vurgusu dışında hiçbir cümle yoktu. Sanki böyle bir sansür olayı yaşanmamış gibi yaşam birkaç saat devam etti orada ve çok incindim.

Fotoğraflarımı alıp çıkma fikrini gruba sergi açılmadan önce yazmıştım zaten. Gruptakiler biliyor, ‘fotogen yoluna, ben yoluma’ ibaresi kullandığım için, ‘hayır böyle olmaz demokrasiyi birlikte arayalım’ gibi yazan arkadaş olmuştu.  Birde açılış akşamı o kalabalığın içinde insanları huzursuz etmek istemedim. Dediğim gibi hatıra fotoğrafının içine Başkan’ın ısrarları sonucu girdim ve bu durumu da ‘’Niye fotoğraf çektirdin?’’ diyerek eleştiri malzemesi yapanlar oldu. Açılışın ertesi günü kalan fotoğraflarımı almak için sergi salonuna gittim. Fotoğrafların yerine karanfilleri asıp fotoğrafladım. Zaten hemen tüm karanfillerden rahatsız olan bir ‘’salon yönetimi’’ söz konusuydu sanırım. Son gittiğimde ayrılırken bıraktığım döviz ve karanfiller kaldırılmış hemen ardımdan. Yani karanfiller ve dövizde sansürlendi. Ülkenin sansürlü karanfilleri de var artık.

kaldırılan karanfiller

 

Daha sonra derneğin bir yazılı açıklaması var. Bu açıklama ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Açıklama ile ilgilide bir açıklama yapılmasını bekliyorum. Çünkü dernek yönetimi sansür ile ilgili tepki geliştirememesi konusunda özür dilemesi gerekirken üye fotoğrafçısını kötüleme yoluna gitmiştir. Bu açıklamadan sonra birkaç dernek üyesinin de kişiliğimi sorgular yorumları var. Buna da şaşıyorum. Sonuç olarak ben kişisel bir sergi açmadım ve benim kişisel sergime sansür uygulanmadı. Dernek üyesinin, dolayısı ile derneğin ve üyelerinin fotoğrafları sansürlenmiştir.

 

Bu aşamadan sonra dernek üyeliğiniz ve fotoğraf ile ilgili neler planlıyorsunuz?

Dernek üyeliğim ile ilgili olarak dernek yöneticilerinden  ‘’istifa etmeyi düşünür müsünüz?’’ şeklinde bir soru mail ile geldi. Elbette düşünüyorum. Ama yürüttüğüm ve içinde olduğum proje ve işler bu aralar çok yoğun. Bir ara uzunca bir istifa dilekçesi yazacağım.

Fotoğraf ile ilgili çalışmalarım elbette devam edecek. Sansürlenen fotoğraflarımın sergilenmesi noktasında çok fazla destek, öneri ve gel burada sergileyelim teklifi aldım. Bunun dışında bu aralar Ankara Katliamı ile ilgili düzenleyeceğimiz sergi ve www.gorulmustur.org ekibi ile ortak yürüttüğümüz ‘’İçerden Dışarı – Dışarıdan İçeri Fotoğraf Köprüsü’’ kolektif çalışmamız hızlı bir şekilde devam ediyor, bu ve benzeri projeler hep devam edecek.

Bu sansür sürecinin tüm yazışmalarını toparlıyorum. Nasıl tepkiler verildi ve Türkiye’de fotoğrafçıya bakış açısının tüm belgeleri fotoğraf tarihine olduğu gibi geçecek, ne bir eksik, ne bir fazla.

Fotoğrafı; gelecek kuşaklara daha güzel ve yaşanabilir bir dünya olmasını düşleyerek çekmeye devam edeceğim.

Röpörtaj :Yasin IRMAK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir